Asya Ä¥ampiyonlar Ligi ve Beijing'de bir ma²õ g¬Ün¬Ü

  2019-05-21 16:03:42  cri

Türkiye futbolla yatıp futbolla kalkan bir ülke. Türkiye Süper Ligi'nin yanı sıra, Türk futbolseverler Avrupa'nın belli başlı liglerini yakından takip der, Latin Amerika'daki futbolun Türkiye'de meraklısı çoktur. Ülkemizin yabancı oyuncu kaynağının önemli bir bölümünü oluşturan Afrika'nın futboluna dair bir şeyler bilir, Dünya Kupası'nda Afrikalı takımlara ayrı bir sempati duyarız.

Ancak futbola olan ilgi ve alakanın yüksek boyutlarda olduğu ülkemizde, Asya futbolu, hele Çin futbolu az bilinir, nerdeyse hiç izlenmez.

"Çin futbolu" demek bile, pek çok kulağa başlı başına bir oksimoron gibi gelebilir. (Yine de bunu Çinli bir arkadaşınızla konuşursanız, futbolun tarihte ilk kez Çin'de oynandığını size söyleyecektir.)

Son yıllarda ülkemizde top koşturan Nagatomo, Kagawa gibi isimler vesilesiyle futbol dünyamız yüzünü bir nebze Asya'ya döner mi bilinmez; zaten bu isimlerin Türkiye'deki başarılı performansları bile, Japon futbolu için bir övgüye vesile olmaktansa, Türkiye'ye gelmeden önce göz doldurdukları Avrupa takımlarının başarı hanesine yazılıyor. Kagawa deyince, memleketinin takımı Cerezo Osaka'daki günlerinden ve Japon milli takımındaki performansından ziyade, Borussia Dortmund ve Manchester United kariyerini aklımıza getiriyoruz.

Başkentin takımı: Guoan

Çin'de yaşamaya başladıktan sonra futboldan ayrı düşmüştüm. Eskisi gibi tribüne gidip maç izleyemiyor, saat farkından dolayı Türk futbolunu yakından izleyemiyordum. Zaten Türk futbolunun uykusuz kalmaya hiç de değmeyecek düşük oyun kalitesi, bir dönem beni ligden iyice soğutmuştu. Ertesi sabah özetleri dahi izlemediğin birkaç sezon geçirdim. Sonra her ne tetiklediyse, yemyeşil bir zeminde futbol izleme, bir takımı tribünde destekleme, tanımadığım birileriyle ortak renkler üzerinden bir birliktelik kurma fikri yeniden zihnimde peyda oldu. Çin başkenti Beijing'de yaşayan biri olarak, futbol susuzluğumu giderebileceğim yer, Gongti (İşçi Stadyumu) idi.

Gongti, 1959 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 10. yıldönümü anısına başkentte inşa edilen 10 yapıdan biri. Mevcut seyirci kapasitesi 66 bin. 1990 Asya Oyunlarının açılış ve kapanışı burada yapılmış. Başkentin takımı Beijing Guoan, maçlarını burada oynuyor.

Burak Yılmaz'ın formasını giymesiyle Türk spor medyasında bir dönem yakından izlenen Beijing Guoan, 1951'de amatör olarak kuruluyor, daha sonra 1992'de profesyonel olarak devam ediyor. Yıllardır şampiyonluğu güneyin güçlü ekiplerine kaptıran Guoan, Alman teknik direktör Roger Schmidt yönetiminde bu sezona olağanüstü bir performansla girdi. Ligde lider durumdalar. Asya Şampiyonlar Ligi'nde de gruptan çıkma ümitleri sürüyor.

Asya Şampiyonlar Ligi 1967'den 2002'ye kadar Asya Kulüpler Şampiyonası adıyla düzenleniyordu. 2002'de Asya Şampiyonlar Ligi oluyor. 32 takımlık 8 grup halinde müsabakalar başlıyor. Avrupa'da olmayan bir uygulama olarak, grup aşaması iki bölgeye ayrılıyor: 4 Doğu Asya grubu ve 4 Batı Asya grubu var. İkişer maçın ardından ilk 2 sıra üst tura yükseliyor. Birinci, diğer grubun ikincisiyle karşılaşıyor. Şampiyonlar ligini kazanan takım FIFA dünya kulüpler kupasına katılıyor.

En başarılı takım 3 şampiyonlukla Güney Kore'den Pohang Steelers. Adından anlaşılacağı üzere, bir demir çelik şirketine dayanıyorlar. Peşi sıra 2 şampiyonlukla Suudi Arabistan'dan Al Hilal ve yine ikişer şampiyonlukla İran'dan istiklal, Güney Kore'den Seongnam, Suudi Arabistan'dan Al İttihad ve yine Güney Kore'den Jeonbuk geliyor. Asya Şampiyonlar Ligi'nde Çin adına en başarılı takımsa Guangzhou Evergrande, 2 şampiyonluğu var.

Geçtiğimiz günlerde Guoan'ın Asya Şampiyonlar Ligi'nde Güney Kore ekibi Jeonbuk'la oynadığı maçı Gongti'de izledim. Guoan maçı 1-0 kaybetti. Güney Kore'de 6 lig şampiyonluğu ve 3 kupa şampiyonluğu bulunan Jeonbuk, 2006'da şampiyon olduğunda, yeni formatta Doğu Asya'dan kupayı kazanan ilk takım olmuş. Kulübün namı: Yeşil Savaşçılar (Nokseakjeonsa). Teknik direktörleri Portekizli Jose Morais.

Tribün ortamı

Guoan- Jeonbuk maçı sırasında, oyunun akışından daha çok, tribün ortamını inceledim. İnsanlar nasıl maç izliyorlar, kaçan gollere, kötü hakem yönetimine nasıl tepki gösteriyorlar, nasıl coşuyorlar, takımı nasıl destekliyorlar vs. Tribün bir kültür, oradaki davranış kodları, bir topluma dair ciddi fikir veriyor.

Tribün ortamı Türkiye'dekinden tamamen farklı: Guoan tribününde yer yer ateşli küçük gruplar olsa da, onların coşkusu bile, Türkiye'de bir okul takımının seyirci grubundan öteye gidemiyor. Stadyumun büyük kısmı maçı oturarak seyrediyor. Tribün ortamı şaşırtıcı derecede temiz tutuluyor, güvenlik görevlileri kadar büyük bir personel grubu, sadece temizlikten sorumlu, bazen elinizdeki suyu daha bitirmeden pet şişeyi almak için bekliyorlar. (Acaba bir tepki anında sahaya atılmasından mı endişe ediliyor? Hatta tepkinin kendisinden, tepki gösterilmesinden.)

Türkiye'de maç günü hareketliliği sadece stadyumun içiyle kısıtlı değildir, tüm çevre, hatta şehir o heyecandan nasibini alır. Toplu taşıma araçlarında formalı, atkılı taraftarlar görürsünüz. Bu taraftarlar stadyuma yaklaştıkça irili ufaklı gruplara dönüşür, tezahüratlar başlar. Beijing'deyse her bir taraftar gayet tekil hareket ederek stadyumun yolunu tutuyor. Gongti'ye gitmek için Tuanjiehu metro durağında inip stadyuma doğru yürüyorum. Yeşil Guoan formalı kalabalık artsa da, bu asla bir grup bilincine dönüşmüyor.

-Emre DEMİR-