YORUM: Nas¿Ñl bir demokrasi? ­¯nsan odakl¿Ñ modelin avantaj¿Ñ

  2020-09-18 15:44:45  cri

Zhang Weiwei

Fudan ÛQniversitesi ProfesªTr¬Ü,

×Jin Ara艧t¿Ñrma Enstit¬Üs¬Ü Dekan¿Ñ

"Demokrasi Alg¿Ñ Endeksi" k¿Ñsa bir s¬Üre ªTnce (Democracy Perception Index) Dalia Enstit¬Üs¬Ü (Dalia Research) web sitesinde yay¿Ñnland¿Ñ. Neredeyse t¬Üm ¬Ülkelerdeki insanlar¿Ñn% 50'sinden fazlas¿Ñ demokrasinin ²õok ªTnemli olduğ~una inan¿Ñyor, ancak Japonya nispeten en d¬Ü艧¬Ük seviyede ve Japonlar¿Ñn sadece y¬Üzde 60'¿Ñ demokrasinin ªTnemli olduğ~unu d¬Ü艧¬Ün¬Üyor.

Japonya bir Bat¿Ñ demokrasisi olarak kabul edilirse, Bat¿Ñ demokrasilerinin en dip noktas¿Ñd¿Ñr. Japonlar¿Ñn yaln¿Ñzca y¬Üzde 46's¿Ñ Japonya'n¿Ñn bir demokrasi olduğ~una inanmaktad¿Ñr, bu nedenle Japonya'n¿Ñn demokrasi a²õ¿Ñğ~¿Ñ y¬Üzde 14'tür. (yüzde 60 eksi yüzde 46).

ABD'deki durum da oldukça ilginç. İnsanların yüzde 73'ü demokrasinin önemli olduğunu düşünüyor, ancak yalnızca yüzde 49'u ABD'nin demokratik bir ülke olduğu kanaatinde. Yani ABD'nin demokrasi açığı yüzde 24.

Çinliler'in yüzde 84'ü demokrasinin önemli olduğunu düşünüyor. Aynı zamanda Çinlilerin yüzde 73'ü Çin'in demokratik bir ülke olduğuna inanıyor: Çin yüzde 11 demokrasi açığıyla ABD ve Japonya'dan çok daha düşük seviyede.

Bir diğer büyük soru: "Ülkenizin demokratik bir ülke olduğunu düşünüyor musunuz?"

Ankete katılan 53 ülke ve bölge arasında Çin 6., ABD 38. sırada yer aldı.

Amerikalıların sadece yüzde 49'u ABD'nin demokratik bir ülke olduğuna inanıyor. 40. sırada yer alan Japonya'da halkın yüzde 46'sı Japonya'nın demokratik bir ülke olduğunu düşünüyor. Venezuela, İran, ve Macaristan en gerilerde yer alıyor.

Çinlilerin yüzde 73'ü Çin'in demokratik bir ülke olduğuna inanıyor

The Economist dergisindeki demokrasi sıralanmasında Norveç birinci sırada yer alıyor. Ancak Dalia Enstitüsü'nun anketine göre, Norveçlilerin sadece yüzde 71'i ülkelerinin demokratik bir ülke olduğunu düşünürken, Çin'deki insanların yüzde 73'ü Çin'in demokratik bir ülke olduğunu düşünüyor, bu da Çin'in demokratik bir ülke olduğunu düşünen Çinlilerin sayısının ülkesinin demokratik bir ülke olduğunu düşünen Norveçlilere göre daha yüksek olduğu anlamına geliyor.

Bu nedenle, bu anketin sonuçları ana akım Batılı seçkinlerin ve Çin'in Kamu Entelektüel bildiklerinden tamamen farklıdır. Bu sonuç aşağıdaki unsurlardan kaynaklanabilir:

Birincisi, bu anket sözde uzmanlara değil, sıradan insanlara yöneliktir. İkinicisi, anketin ortaya koyduğu sorular Çin halkının demokrasi anlayışına daha yakın: Çin halkının büyük çoğunluğu Çin hükümetinin çoğunluğun yararına bir hükümet olduğuna inanırken, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çoğunluk ABD hükümetinin azınlığın yararına olduğuna inanıyor. Anket ayrıca, Çin halkının ABD'ye olan tercihinin geçen yıla göre yüzde 42 düştüğünü ve bunun tüm ülkeler arasında yaşanan en hızlı düşüş olduğunu ortaya koydu.

Ticaret ve teknoloji savaşı, "Hong Kong bağımsızlığı" ve "Taiwan" bağımsızlığı" gibi konuların geçen yıl Çin halkının ABD'ye karşı öfkesini uyandırdığı söylenebilir.

Amerikalılar, Amerikan halkının Çin'e karşı tutumlarındaki değişiklikleri göstermek için sıklıkla Amerikan anketlerine atıfta bulunurlar. Çin de Çin kamuoyundaki değişiklikleri kendi anketleri aracılığıyla yansıtmalıdır.

Çin ve Amerikan halkı arasındaki zıtlaşmayı cesaretlendirmek istemiyoruz. Amacımız, diğer ülkedeki kamuoyundaki değişiklikleri doğru bir şekilde kavramak, nedenlerini analiz etmek ve nihayet karşılıklı anlayışı artırma yollarını bulmaktır.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo kısa süre önce Nixon Kütüphanesi'nde bir konuşma yaparak "Çin karşıtı ve Çin Komünist Partisi karşıtı" bir uluslararası koalisyon oluşturmak istemişti. ABD'deki sağduyulu şahsiyetler, Pompeo'nun bu davranışının makul olmadığı görüşünde.

Örneğin, eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Russel ABD hükümetinin ÇKP'yi kınamasının tam tersi bir etkiye sahip olduğunu, Çin'de Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'e desteği artırdığını ve ABD'ye yönelik öfkeyi derinleştirdiğini söyledi.

Gençlerin ve eğitimli kesimin hükümete güveni artıyor

Kaliforniya Üniversitesi'nın San Diego okulu tarafından kısa süre önce Çin hakkında yapılan anketler de bunu kanıtladı. Ankete göre, bu yıl Çinlilerin hükümete destek oranı yükselmektedir. Çin halkının merkezi hükümete olan güveni Haziran 2019'daki 8,23'ten Şubat 2020'deki 8,65'e ve ardından Mayıs 2020'deki 8,87 puana yükseldi.

Bu anket ayrıca, hükümete güveni nispeten düşük olan gençlerin ve yüksek eğitimli kişilerin bu kez hükümete olan desteğinin büyük ölçüde arttığını da ortaya koydu.

Çin'in "insan odaklı demokrasi modeli" tarihi bir trend haline girecek

Çin'deki demokrasi modeli, "Çin insan odaklı demokrasi modeli" olarak da nitelendirilir.

Batılı ülkelerdeki demokrasi modeliyle kıyaslandığında, Çin'deki demokrasi modeli, aslında çok derin bir yönetim kuralına sahiptir, yani ister çok partili, ister tek partili bir sistem olsun, ister partisiz bir sistem olsun, hangi siyasi sistemi benimserseniz benimseyin, nihayetinde halkın yaşamının iyileştirilmesi esastır. Halkın yaşamının iyileştirilmesi, hem maddi hem de manevi konularda iyileşmeyi içermektedir.

"Batı demokratik modeli" ile "Çin halkının demokrasi modeli" arasında bir rekabet varsa, ilk sonucum Çin modelinin kazandığıdır.

Bugün Batılı demokratik söylemin hâlâ belirli bir söylem gücü ve ahlaki avantajı var gibi görünüyor, ancak dünyadaki insanların büyük çoğunluğu için insan odaklı düşünme demokrasinin gerçek tezahürüdür ve boş demokratik vaazdan çok daha fazlasıdır.

Bu model, Çin'in kurumsal düzenlemelerindeki siyasi güçler, sosyal güçler ve sermaye güçlerinin, insanların büyük çoğunluğunun çıkarlarına fayda sağlayan bir denge oluşturmasını sağlar.

Bu yönetişim modeli, insanlık tarihindeki en büyük oranda yoksulluğun ortadan kaldırılması, dünyanın en büyük boyutlu orta sınıfının yaratılması, COVID-19 salgınıyla mücadelede zaferin kazanılması dahil olmak üzere büyük başarılar sağladı.Tüm bunlar dış dünyayı şaşırttı.

"Çin'in insan odaklı demokrasi modeli" yalnızca Çin'in kendi tarihi mirasına uymakla kalmıyor, aynı zamanda Çin halkının kurumsal yenilik ve bilgeliğinin kristalleşmesi anlamına geliyor.

İnanıyoruz ki, tarih "insan odaklı demokrasi modeli"nin yanında olacaktır. Tüm dünya eninde sonunda insan odaklı bir istikamette hareket edecektir. Batılı demokratik sistemler de bu yönde gelişmelidir. Bu küresel trenddir.